SEVDİĞİM KADIN
"Karşımda duruyor öylece. benim yarattığım dünyaya sonradan dahil olduğu her halinden belli. Bana varoldu bir anlığına... - Gecenin bu saatinde ayakta olan insanların nedenleri vardır... Senin nedenin nedir? . sordum... - Bakınıyorum... Kadın, kaçırıyordu gözlerini... Şekillendiremediği sözcükler takılıyordu ağzına ve bir sabırsızlık kaplıyordu beni. Bir sonraki saniyenin soluklanma ihtimali düşüyordu sanki kadın sustukça. - Ne zaman gideceksin? Gözlerime bakamadan sormuştu bunu... Çizilmiştim, ruhum sızıyordu tenimden. Belli ki, zamanın girdabında sonlanan anların korkusunu taşıyordu belli belirsiz. Ortak bir noktamız vardı, çaresiz kaybedişin farkındaydık ikimiz de ve ikimiz de katlanamıyorduk bu tükenişlere... - Bilmiyorum. Cevapladım başımdan savarcasına, zamanlama yapmayı gerektiren yanıtlar vermekten sıkılmıştım iyiden iyiye... Planlıyor olmak, bir sonraki plana gebe kalmaktan başka hiçbir işe yaramıyordu. Yapılan her plan bir zorunluluk halini alıyor, zorunlu olmak özgürlüğü kısıtlıyordu. Alışkanlıkların arasında sıkışmış olan bir yaşam sürüyordu insan ve benim, daha fazla hapsolmaya tahammülüm yoktu. - Anlamadım Dedi... Gerçekten anlayamamış mıydı, yoksa benim konuşmamı mı sağlamaya çalışıyordu emin olamadım. Anlamsızca baktım gözlerine, bu sefer kaçmadı bakışları benden. Düşmanının açığını yakalamış asker kadar hevesliydi bakarken... Korktum... Karanlıktan korkan çocuğun annesine sarılması gibi döküldü ağzımdan sözcükler. - Beni sevdiğini, neden sevdiğini, hep sevip sevmeyeceğini bilsem... Devam edemedim. Bu ne iğrenç bir anlaşmaydı böyle! Bu ne yorucu... Ne basit.. Ne kadar boş! Sevmek, tokalaşmaktan farklı olmalı diye düşündüm. Sevgi, anlaşmak olmamalı... Ortak noktada buluşup, aynı anda aynı sözcükleri söylemek, aynı ruyayı görmeyi istemek... Saçmaydı tüm bunlar. Sevgi, farklı olup birbirini tamamlamak olmalıydı! İki rengin sihirli karışımı gibi... Bir akor gibi, sevişir gibi... Pürüzsüz... Sevmek, soruları barındırmamalıydı. Cevapları elde etmek için sormak gerekmemeliydi sevdiğine... Sevgi açık olmalı, gözünün önünde olmalıydı... Biraz daha zaman geçti... Bazen, dönüş yolu yürüdükçe yok olur... Biliyordum ki ağzımdan bu sözcükler çıktıktan sonra, hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Hayal edilenden çok uzaktaydık. Sorumlusu bendim ya da o... Farketmez... Birimiz, diğerimiz veya ikimiz yapmıştık bunu. Ne yapabileceğimi kestirebiliyordu. Ayağa kalktım. O oturmaya devam etti. Aynadaki gölgeli profiline baktım. Bu yüze ilişkin düşüncemde silinmeyecek fotoğrafı çektim. Sonra, sol elimin avuçiçi ile yanağına belli belirsiz dokundum. Teninin sıcaklığını sakladım avucumdaki çizgilere... Kapıya yöneldim... ... Işığı söndürdüm çıkarken"
<< Home